02 Kasım 2009 Pazartesi

Orta Kulak İltihabı




Özellikle küçük yaşta çocuğu olan aileler için orta kulak iltihabı ( tıbbi adıyla otit ) ne yazık ki, çok tanıdıktır. Küçük çocukları en sık doktora getiren enfeksiyon sebeplerinden biri orta kulak iltihabıdır. Ani ağlamalar, şiddetli kulak ağrısıyla aileyi de çocuğu da üzen bir tablodur.

Neden Çocuklarda Orta Kulak İltihabı Sık Görülür?

Çocuklarda, özellikle 6 ay- 2 yaş arası, başka bir risk faktörü olmasa da anotomik olarak östaki tüpleri (genizden orta kulağa uzanan tüp), erişkindekine göre daha kısa ve yatay olduğu için, burun veya boğazdaki mikroplar kolayca orta kulağa kadar ilerleyebilmektedir. Ayrıca bağışıklık sistemi henüz yeni gelişmekte olduğundan sık sık üst solunum yolu enfeksiyonu geçirirler, bu da orta kulak enfeksiyonuna zemin hazırlar.

Diğer Risk Faktörleri Nelerdir?

Sigara dumanına maruz kalmak
Yatar pozisyonda biberonla beslenmek
Yuva, kreş gibi kalabalık ortamlarda bulunmak
Allerjik bünye- özellikle inek sütü, ev tozu allerjileri

Kulağa Su Kaçması Orta Kulak Enfeksiyonuna Yol Açar mı?

Hayır. Mikrop kulağa dışarıdan değil içeriden (boğazdan) gelip enfeksiyona yol açar. Annelerin, banyoda kulağına su kaçırıp kulağının iltihaplanmasına yol açtım diye üzülmesine gerek yoktur!

Nasıl Anlaşılır?

Derdini anlatabilen yaşta bir çocuksa, zaten kulak ağrısını tarif edecektir. Özellikle gece, yatınca artan veya aniden uykudan uyandıran bir ağrı görülebilir.
Daha küçük çocuklarda ise, huzursuzluk, ağlama, uyuyamama kulak ağrısına işaret edebilir. Kulakla oynama, kulağı çekiştirme bebeklerde her zaman kulak iltihabı demek değildir. Çoğu bebek bunu sırf meraktan veya diş çıkarırken yapar. Gerçekten iltihap olduğunda ise, çoğu zaman kulağı ellemeyecek veya elletmek istemeyecektir.
Ateş görülebilir.
Kusma, ishal görülebilir.
Bazen kulaktan kanlı veya iltihaplı akıntı görülebilir.
Bu yakınmalarla doktora gittiğinizde, doktorunuz kulak muayenesi ile kesin tanıya ulaşacaktır.

Otit Nasıl Tedavi Edilir?

Tedavide temel amaç, ağrı kesiciyle çocuğu rahatlatmak ve antibiyotikle enfeksiyonu ortadan kaldırmaktır. Tedavide doktorun önerdiği süre ve doza uymak önemlidir.

Korunmak İçin Neler Yapılabilir?

Öncelikle dengeli beslenme, uygun aşılama ile çocuğunuzun bağışıklık sistemini güçlü tutmalısınız.
Anne sütü alan bebeklerin, diğer pek çok enfeksiyon gibi orta kulak iltihabına karşı da korunaklı olduğunu unutmamalı, ilk 6 ay bebeğinizi sadece anne sütüyle beslemelisiniz.
Bebeğe yatar pozisyonda biberon vermemelisiniz.
Özellikle yuva gibi kalabalık ortamlarda bulunan çocuğa el yıkama alışkanlığı kazandırmalısınız.
Bebek ve çocukları sigara dumanından uzak tutmalısınız.

MİDE RAHATSIZLIKLARINDA

Acı marulun kökünde ve gövdesinde bulunan süt, mide rahatsızlıklarına ve hazımsızlığı iyi gelir. Kurutulmuş acı marul yaprakları ve kökü safra kesesinin faaliyetini hızlandırır, hazmı kolaylaştırılır. Acı marulda idrar söktürme özelliği olduğu gibi, mide nezlesine de iyi gelir. Ayrıca kanamalarda da iyi bir dindiricidir.
Adaçayı yapraklarından elde edilen toz mide suyunu tanzim eder, iştahsızlığı önler.
Anason tohumlarının yenmesi mide ekşimesini önler. Anason tohumlarından elde edilen anason yağı mide rahatsızlıklarına iyi gelir.
Andız otu kökünden yapılan çay, mide rahatsızlıklarına çok iyi gelir, mideyi kuvvetlendirir, balgam söktürür. Üzüm şırasının içinde bir ay bekletilen andız otu, mide rahatsızlıklarına iyi gelir.
Armut hazmı kolaylaştırır ama kendisinin hazmı kolay değildir. Midesi sorunlu olanlar elma gibi ısırarak yemek yerine suyunu tercih etmelidir. Armuttan en iyi şekilde yararlanmak isteyenler, yemeklerden önce yemelidir.
Aşk otu (kurutulmuş) otu toz haline getirilir. 1 çay kaşığı 1 bardak sirkeye konularak içilir. Mide ve bağırsak gazlarını giderir. Biber, mide salgısını çoğaltır.
Ayvada, mideyi kuvvetlendirir.
Cevizin taze dallarının kabukları, meyvelerinin kabukları ile karıştırılıp kaynatılırsa mideyi kuvvetlendirir. Domates mide rahatsızlıklarına iyi gelir.
Ebegümeci mide şikayetlerini düzeltir.
Havuç, lahana, limon, üzüm, elma, ananas mide asitleşmesi ve ülsere iyi gelir.
Hurmadan (taze) yapılan şurup, karın ağrılarına ve mide kramplarına iyi gelir.
Ihlamur çayı balla karıştırılıp içildiğinde mide ülserine karşı etkili olur.
Isırgan otu özü metabolizma rahatsızlıklarının yanı sıra mide hastalıklarına iyi gelir. Yaprakları ile gövdesinden hazırlanan salatayla kür yapılırsa vücuda son derece yararlı olur.
Karanfil ağacından elde edilen yağ mideyi kuvvetlendirir.
Kiraz kanı temizler, mideyi kuvvetlendirir. Sindirim sisteminde meydana gelen ağrıları dindirir. Kanamaları giderir.
Kimyon ve kişniş mide ve bağırsak gazlarını yok eder.
Lahana çiğ olarak mide ülserine iyi gelir.
Mandalina, spazma iyi gelir.
Melek otu mideye canlılık kazandırır. Melek otu mide zayıflığına iyi gelir. Mide ifrazatını arttırır.
Meşe ağacı kabuklarından yapılan çay, mide ve bağırsak kanamalarını iyileştirir.
Meyan kökü şurubu mide ve bağırsak gazlarına çok iyi gelir. Mide ve on iki parmak bağırsağı ülserlerine karşı etkilidir.
Nane çayı içildiğinde mide ve bağırsak rahatsızlıklarına iyi gelir. Mide ve bağırsak gazlarını yok eder.
Soğan ve üzüm ürik asiti yok eder.
Tarhun otu limon, elma, domates mide ekşimelerine iyi gelir.
Yaban mersini meyveleri mide nezlesine çok iyidir. Mide gazını yok eder.

11 Eylül 2009 Cuma

Ramazanda ağız bakımı için küçük ipuçları

Ramazan ayında tutulan oruç sırasında uzun süreli açlığa bağlı olarak ağız kokusu ve ağız kuruluğu gibi sorunlar artış gösterir.
Özellikle diş taşı ve çürük açısından bakımı ihmal edilmiş ağızlarda var olan bakterilerle oluşan ağız kokusu, açlıkla birleşerek çok daha kötü kokulara yol açar. Diş Hekimi Aslı Ercanlı Ünal, bu sorunların nedenlerini ve çözümleri için küçük ipuçlarını paylaşıyor.
* Ağız kokusu bakımı ihmal edilmiş ağızlarda daha da fazla olur, bu nedenle ramazan öncesi kişisel sağlık ve çevreyi rahatsız etmemek için mutlaka profesyonel ağız bakımı yaptırılması gerekir.
* Oruç sırasında ağız kuruluğunu önlemek de ayrıca önem kazanır. Bu nedenle sahurda, dişleri, özellikle sodyum lauril sulfat içeren diş macunlarıyla fırçalamaktan kaçınılmalı. Diş macunlarına köpürme özelliği kazandıran sodyum lauril sulfat maddesi ağız kuruluğuna yol açar. Piyasada bulunan macunlarda bu maddeye sıklıkla rastlandığı için fırçalamadan sonra ağız bol su ile çalkalanmalı ya da fırçalama sonrası bir bardak su içilmeli.
* İftar ve sahurda hızlı yenen yemekleri sindirmek için gazlı içecek tüketilir. Oysa, dişlerin asit erozyonuna maruz kalmasını önlemek için asitli içecek tüketimi sınırlandırılmalı veya arkasından ağız suyla çalkalanmalı.
* Kahvaltı yapılmasa bile dişler sabah kalkıldığında mutlaka fırçalanmalıdır. Orucun bozulmasından korkan kişiler, dişlerini macunsuz da fırçalayabilir. Çünkü önemli olanın fırça ile mekanik temizlenmenin sağlanmasıdır

24 Ağustos 2009 Pazartesi

Sakın biber deyip geçmeyin!




Acı olsa da ağzımızı yaksa da biberin vardır bir iyi tarafı. Uzmanlar biberin yeni marifetini ortaya çıkardı...
Bazı biberlerdeki acı tadın nedeninin bitkinin tohumlarının "düşmanlara karşı" savunma mekanizması geliştirmesi olduğu ortaya çıktı. Araştırmacılar capsicum chacoense türü biberlerin "düşmanlarının" sayısına göre kendini acılaştırdığını gördü. Biberlerin saldıran böceklerin sayısı fazla olduğunda acılaştığını mantarların sayısı arttığında daha da acı hale geldiğini söyleyen araştırmacılar böcek ya da mantarın olmaması halindeyse biberlerin acılaşmadığını belirtti. Böcek ve mantarların beraber saldırmasının biberler için ölümcül olabileceğini vurgulayan araştırmacılar bazı böceklerin beslenmek için biberin üzerinde delikler açtığını mantarlarınsa bu deliklerden içeri girerek tohumlara zarar verdiğine dikkati çekti. Bilimadamları bu savunma mekanizmasını biberlerin en büyük düşmanı olan kuşların kırabildiğini de belirtti. Kuşların biberlerdeki acı tada tamamen duyarsız olduğu biliniyor. Araştırma Amerikan Ulusal Bilimler Akademisinin (PNAS) dergisinde yayımlandı.

14 Ağustos 2009 Cuma

PROSTAT

PROSTAT KANSERI VE RISK FAKTÖRLERI
Prostat organı her erkekte bulunan, mesane çıkımında yerleşmiş , idrarın içerisinden geçerek atıldığı bir organdır. Prostat organı işlev olarak meniye bazı maddeler salgılayan bir bez dokudur.
Prostat kanseri akciğer ,barsak ve mesane kanserinden sonra en sık görülen kanser türüdür.Ancak erkeklerde akciğer kanserinden sonra ölüme neden olan en sık ikinci kanserdir. Son yıllarda erken tanı testlerinin yaygın olarak kullanmasıyla birlikte teşhis edilebilen vakaların artması sonucu prostat kanserinin görülme sıklığında bir artış bunun yanı sıra tedavi yöntemlerindeki gelişmeler ve erken teşhisin verdiği avantajlar ile bu hastalığın ölümcül sonuçlarında azalma görülmektedir. Prostat kanseri için risk faktörleri mevcuttur.
Ailesel yatkınlık: Birinci dereceden akrabalarında (baba, kardeş, dayı, amca) prostat kanseri bulunan kimselerin bu kansere yakalanma riskleri normal nüfusa gore iki kat daha fazladır
Hormonlar :Erkeklik hormonlarının prostat kanserinde önemli rollerinin olduğu bilinmekte, ilerlemiş evredeki prostat kanserinin tedavi seçenekleri arasında androjen yapımının azaltılması ve bundan fayda görülmesi bunun kanıtıdır.
Beslenme : Uzun yıllardır fazla oranda katı yağ tüketiminin prostat kanseri gelişiminde bir risk faktörü olduğu düşünülmektedir. Domates,kırmızı biber ve karpuz gibi besinlerin yapılarında yüksek oranda bulunan likopen prostat kanseri riskinin azalmasına yol açan bir antioksidan olduğu son yıllarda bldirilmiştir.
Cinsel aktivite :Seksüel aktvitenin direkt olarak prostat kanserinde rolu yoktur ancak kadınlardaki serviks (rahim ağzı) kanserinin nedenlerinden biri olan enfeksiyoz ajanların prostatı da etkileyerek prostat kanserine yol aça bilecekleri ileri sürülmüştür.
Sigara ve alkol :Sigaranın ve alkolün rolü tam olarak kanıtlanmış değildir ancak genel tıbbi prensipler çerçevesinde tüketimi önerilmemektedir.
Prostatın iyi huylu büyümesi :İyi huylu büyümesi (BPH) ile prostat kanseri arasında bir direkt bir ilişki saptanmamıştır. İki hastalığın aynı şahısta bir arada bulunabileceği de akılda tutulmalıdır.İyi huylu prostat büyümesi olan hastanın mutlaka prostat kanseri açısından incelenmesi gerekmektedir. Prostat bezinin bazı hastalıklarının ( örneğin PIN, Prostatik intraepiteliyal neoplazi) sonraki dönemlerde prostat
kanserine dönüşebildiği bilinmektedir.
Prostat kanseri klinik olarak dokunun idrar yolları ve idrar kesesine doğru büyümesine bağlı olarak idrara başlamada güçlük,idrar akım gücünde zayıflama ,idrarda akımında kesiklik, idrar yapmada güçlük,sık idrara çıkma , ani sıkışma hissi ve bazen idrar kaçırma gibi yakınmalarla kendisini gösterebilir. prostat kanserli hastaların tamamında prostat dokusu çok büyüme göstermediği için bu bulguların hiç birisi olmadan da prostat kanseri gelişebilir.İdrar bulgusu olan hastalarda ileri dönemlerde ise böbreklerden idrar boşaltımının engellenmesiyle böbrek yetmezliği bulgularıyla bile kendini gösterebilir.
Prostat kanseri çevre dokulara yayıldığında hematospermi ( meninin kanlı gelmesi), iktidarsızlık ,kabızlık,karın ağrısı ve rektal kanama gibi yakınmalarla
kendisini gösterebilir.Prostat kanseri uzak organlar olarak en sık bölgesel lenf düğümlerine ve kemik dokulara yayılabilir ve iskelet sistemi ağrıları, kemik kırıklarına ve anemiye sebep olabilir.
Prostat kanseri sinsi bir hastalık olduğunu için her kanserde olduğu gibi buradada erken teşhisin önemi büyüktür.Hiçbir şikayet olmasa dahi 50 yaşın tüm üstündeki erkekler ve ailesel risk grubu olan 40 yaş üstündeki erkeklerin senede bir kez prostat kanseri açısından taranmaları ile hastalığın erken teşhisine katkı sağlanması gerekmektedir.Taramada hastalara parmakla rektal muayene, kanda PSA (prostatspesifik antijen) düzeyi ,nadiren şupheli
durumlarda hastalara rektal ultrasonografi uygulanabilir.
PROSTAT KANSERINDE TEŞHIS, TEDAVI VE KORUNMA
Teşhis
Prostat kanserine yakalanan hastanın hiçbir şikayeti olmayabilir.İlerlemiş prostat kanseri dışında prostat kanserine ait belirgin bir şikayet ve bulgu yoktur. Bu durum prostat kanserinde tarama uyguylamasını önemli hale getirmaktedir.İdrar yolunda herhangi bir şikayeti olsun veya olmasın ailesinde prostat kanseri olan 45 olmayan 50 yaş ve üzeri erkek ( hatta bazı kaynaklar bunu daha önceye çekmeyi önermektedir) hastalar yılda birkez üroloji uzmanı tarafından prostat kanseri taramasında geçirilmelidir.Tarama sırasında yapılacak değerlendirmeler arasında idrar tahlili, PSA denilen prostat ait ve özellikle prostat kansrinde yükselen enzim ve parmakla prostat muayenesidir.İdrar yolu enfeksiyonu ve idrar yoluna yapılan müdehaleler PSA tetkikinde yanıltıcı yükselmeler yapabilir. Bu konuyu üroloji uzmanı dikkate alıp değerlendirmeyi yapar. PSA yüksekliği veya parmakla muayenede anormal sertlik, nodül gibi bulguların bulunması prostat biopsisi gerektirmektedir. TRUS-bx denilen işlem ultrasonografi eşliğinde prostattan biopsi alma işlemidir.Prostat kanserinde kesin tanı biopsi ile konulmaktadır.Prostat kanserinde yayılım derecesini saptamak amacıyla MR (manyetik resonans ) ve kemik sintigrafisi gibi tetkiklerden yararlanılabilmektedir.
Tedavi
Tedaviyi belirlemek için hastalığın derecesini, yayılma alanının bilmemiz gerekmektedir. İki durum mevcuttur. Birincisi mevcut kanserin prostat organında sınırlı olduğu kanser durum, ikincisi kanser hücrelerinin komşu veya uzak organlara sıklıkla da kemiklere yayılımı durumudur.
Prostata sınırlı kanserlerinin tedavi seçeneklerinden nadir başvurulanı hastaya hiç bir şey yapmaksızın izlem veya bekle gör politikasıdır.Beklenen yaşam süresi 10 yılın altında olan hastalar veya elde edilen PSA, biopsi bulguları ile klinik açıdan önemsiz prostat hastalığı olarak kabul edilen hastalar öncelikle izleme alınırlar .
Güncel tedavide prostat kanserinin organa olduğu, hastanın yaşam kalitesinin iyi olduğu hallerde en uygun ve en etkili tedavi radikal prostatektomi ameliyatı denen prostat ve çevre ek dokularının tümü ile birlikte alındığı ameliyat şeklidir.Hastalar bu operasyon ile prostat kanserinden tamamen kurtulabilme şansına yüksek olasılıkla sahip olabilmektedir. Bu ameliyata bağlı ameliyat komplikasyonları günümüzde sinir koruyucu girişimler ve laparaskopik radikal prostatektomi ile minimum düzeylere indirilmiştir.
Radyoterapi tedavisi olarak kullanıma başlanılan Brakiterapi ise prostata sınırlı kanserde diğer tedavi seçeneklerinden birisidir.Prostat dokusunun içine ya da yakınına yerleştirilen ışın yayan çekirdekler sayesinde kanserli hücrelerden kurtulma tedavisidir. Bu girişimin kendine özgü olarak komplikasyon oranları daha düşüktür ve hastanın hayat kalitesi az oranda bozulmaktadır. Uygun hastalarda uygulanması gereklidir.
Organ dışına taşmış prostat kanseri hastalarında tedavinin ana prensibi erkeklik hormonu olan androjenleri baskılamaktır.Androjenler genelde iyi huylu prostat dokusu ve de prostat kanserinin en önemli büyüme faktörüdür. Bu nedenle prostat kanserlerinde androjenlerin etkilerini azaltmak veya ortadan kaldırmak için ilaç veya cerrahi yöntemlerden faydalanılır.
Korunma
Prostat kanserinden korunmak için belirgin bir koruyucu yöntem bulunmamaktadır. Erkeklik hormonu karşıtı ilaçlar prostat kanserinde tedavi edici ajan olarak kullanılmaktadırlar, fakat yan etkileri korunmada uygulanmaya engel oluşturmaktadır. D,E vitaminleri ve domatesteki likopenin koruyucu etkileri ise tartışmalıdır.
Üzerinde durulması gereken en önemli nokta belli bir yaşın üzerindeki her erkeğin yılda bir kez yapılacak rutin prostat kontrolleri ile bu hastalığın erken dönemde tanısını sağlamak ve bu sayede en uygun bir tedavi planını yaparak, hastaların çoğunda kanserli dokudan tümüyle kurtulabilmek olacaktır.
PROSTAT İÇIN NASIL BESLENILMELI ?
Prostat İçin Nasıl Beslenilmeli ? Prostat kanseri erkeklerde en çok görülen ikinci kanser türüdür, her yıl yaklaşık 780 bin erkeğe tanı konulmaktadır. Peki nasıl beslenilmeli?
Amerika Kanser Derneği’ne göre bu altıncı en öldürücü kanser çeşidi ve senede yaklaşık 250 bin erkeğin ölümüne neden oluyor.
Araştırmacılar yıllardır prostat kanserinin nedenini araştırmakta. Amerikalı araştırmacıların yayınladığı yeni çalışmalara göre, basit kan testlerinin kullanılması, potansiyel olarak ölümcül prostat kanseri için yüksek risk altındaki erkeklerin teşhis edilmesine yardımcı oluyor.
Teşhis konulan erkekler, var olan ilaçlarla kolayca tedavi edilebiliyor. Bu ilaçlar kan dolaşımındaki kalsiyum seviyelerini azaltmaya yardımcı olabiliyor.
Hayvansal gıdayı azaltıp bol taze sebze tüketin
Mümkün oldukça taze ve organik yiyecekler yiyin.
Günlük beslenmenize greyfurt ekleyin (Ancak kan sulandırıcı ilaç kullanı-yorsanız önce beslenme uzmanı ile görüşün).
Düzenli olarak bakliyat tüketin.
Her gün taze sebze yiyin, özellikle kök ailesi sebzelerinden (brokoli, karnabahar, lahana, kara lahana, Brüksel lahanası, pancar vs). Günde dört porsiyon sebze yiyen erkeklerin prostat kanseri olma riski, günde iki porsiyondan az yiyen erkeklerin neredeyse yarısı.
Hayvansal gıda tüketiminizi, özellikle hayvansal yağ, süt ürünleri ve kırmızı et tüketiminizi azaltın.
Beslenmenize avokado, yeşil çay, pancar ekleyin.
Sıklıkla domates ürünleri tüketin.
Tam tahıllı pirinç, makarna, ekmek ve kepekli kraker yiyin (haftada birkaç kez pirinç, makarna gibi tam tahılları domates sosu, zeytinyağı, sarımsak, soğan, baharat ve tofuyla birlikte yiyin).
Gerekli yağlar, selenyum, çinko, E vitamini, besinsel lif ve fitosterol için düzenli olarak kabuklu yemiş ve tohum yiyin, özellikle keten tohumu tercih edin.
Tatlı olarak taze veya kurutulmuş meyve yiyin.
Eğer et yerseniz kırmızı et yerine balık ve tavuk yiyin.
Her gün baharat kullanın, özellikle biberiye, zencefil, sarımsak, zerdeçal, fesleğen, adaçayı, kekik, köri baharatı.
Taze zencefil, havuç, greyfurt ve pancarın taze olarak suyunu sıkıp günlük 1 bardak için. Brokoli ve domates suyu da eklenebilir.
Gerekli durumda tercih olarak en fazla iki kadeh kırmızı şarap için.
Kandaki yüksek kalsiyum seviyesi prostat kanseri için risk
Amerika Ulusal Sağlık ve Beslenme Enstitüsü tarafından (NHANES) 2 bin 814 erkek üzerinde yapılan bir çalışmada yüksek kan kalsiyum seviyesi ile prostat kanseri arasındaki direkt bağlantıyı ortaya çıkarmak için inceleme yapılmış. İncelemeler sonucunda kandaki kalsiyum seviyesi en yüksek olanların daha az olanlara göre daha fazla risk taşıdığı bildirilmiştir.
Aile öyküsü önemli
Ancak yüksek kalsiyum seviyesi ve prostat kanseri gelişme riski, ailenin kalıtsal geçmişiyle oldukça ilintilidir.
Bu araştırma süresince toplamda 85 prostat kanseri vakası ve 25 prostat kanserinden ölüm meydana gelmiş, araştırmaya katılanlar tarafından verilen kan örnekleri ise ortalama olarak kanserin ortaya çıkışından yaklaşık 10 sene kadar önce verilmiş. Bu da demek oluyor ki ailesinde prostat kanseri öyküsü olanlar çok erken yaşta takibe alınmalı.
Çalışmanın yürütücülerinden olan Wake Forest Üniversitesi’nden Gary Schwartze, “Eğer gerçekten serumdaki kalsiyumun yüksek olması kişiye prostat kanseri için risk yaratıyorsa, bu çok iyi bir haber. Çünkü serumdaki kalsiyum seviyesi değiştirilebilir” diyor.
Prostat kanseri riskini artıran; kalsiyum kan seviyesi mi yoksa vücuttaki kalsiyum seviyesi mi?
Prostat kanseri riskini artıranın gerçek kalsiyum kan seviyelerinin mi yoksa vücuttaki kalsiyum seviyesini normal seviyede tutma işlevini gösteren paratroid hormon seviyelerinin mi olduğu net değil. Kandaki yüksek kalsiyum için tedavi olan kişiler genellikle kronik böbrek yetmezliği olan kişilerdir ve bu da D vitamini seviyelerini beraberinde getirir. Düşük D vitamini seviyeleri de paratroid hormon seviyelerini yükseltmektedir.
Wisconsin Üniversitesi’nden Halcyon Skinner adlı başka bir araştırmacı da, günlük diyetteki kalsiyumla kandaki kalsiyum seviyesi arasında çok düşük bir ilişki olduğunu söylüyor.
Buna rağmen, prostat kanseri için yüksek risk altında bulunan erkeklerin yüksek kalsiyum içeren yiyeceklerden az yemelerinin avantaj sağlamadığı vurgulanıyor.
BALIK YAĞI PROSTATI ÖNLÜYOR MU?
Amerika Birleşik Devletleri’nde yapılan bir araştırma, balık yağı tüketiminin erkeklerde en sık rastlanan kanser türü olan prostat kanserini büyük ölçüde engellediğini ortaya çıkardı.
US News and World Report dergisinin haberine göre, San Francisco’daki California Üniversitesi bilim adamları, yüksek miktarda omega-3 asiti alan kişilerde prostat kanseri riskinin yüzde 60′a yakın azaldığını tespit etti. Omega-3 asidi somon, ringa ve orkinos gibi balıklarda yüksek miktarda bulunuyor. Araştırma aynı zamanda, omega-3 yağ asidinin, prostat kanseri geninin etkisini de tersine çevirdiğini ortaya koydu.
Araştırma çerçevesinde prostat kanseri rastlanan 466 erkek hasta ile 478 sağlıklı erkeğin yemek alışkanlıkları incelemeye alındı. Ayda ortalama iki-üç kez omega-3 açısından zengin balık yiyenlerin prostat kanserine yakalanma riskinin yüzde 36 azaldığı saptandı. Haftada bir kereden fazla balık yiyenlerde ise prostat kanserine yakalanma riskinin yüzde 57 oranında düştüğü anlaşıldı.
Araştırma ekibinin başında bulunan Profesör John Witte, omega-3 yağ asidinin, prostat kanserini önleme sürecinin “enflamasyonu önleme etkisiö ile gerçekleştiğini açıkladı. Buna göre, bağışıklık sisteminin dış etkilere yanlış şekilde tepki vermesi olarak kabul edilen enflamasyon, kanser riskini tetikliyor. Omega-3 yağ asitleri ise enflamasyonu önleyerek dolaylı şekilde kanser riskine etkide bulunuyor.
Araştırmanın ortaya koyduğu bir diğer sonuç da, az miktarda alınan omega-3 yağ asidinin, vücudunda COX-2 geni bulunanlarda ters etki göstermesi oldu. Buna göre omega-3, prostat kanserini hızlandıran COX-2 genini tetikleyerek, bu geni taşıyan erkeklerde kanser riskini tırmandırabiliyor.

İYI HUYLU PROSTAT BÜYÜMESI TEDAVISINDE GRENLIGHT LAZER
İyi huylu prostat büyümesi prostat hastalıkları içerisinde en sık görülenlerdendir. Genel olarak orta yaş üzeri erkek topluluğunu ilgilendirir. Tedavide özellikle teknolojinin gelişimi ile birlikte çeşitlilik artmıştır.
İyi huylu prostat büyümesi tedavisini 2 ana başlık olarak ayırmak gerekmektedir.
*Medikal (ilaç) tedavisi
*Cerrahi tedavi
Medikal (ilaç) tedavisi ile amaçlanan ilk planda prostat dokusunda relaksasyon sağlama ve ikinci planda prostat hacminin küçültülmesidir. Ancak medikal tedaviye yanıt zaman alabilmekte ve bazı vakalarda yetersiz kalabilmektedir.Uygun vakalarda yapılacak medikal tedavi iyileştirici olabilirken uygun olmayan vakalarda zaman kaybına sebep olmaktadır. Bu açıdan orta veya hafif derecede iyi huylu prostat büyümesi olan hastaları medikal tedaviye almak uygun olmaktadır.
Cerrahi tedavide ise amaç prostat dokusunun hacmini azaltmaktır.Cerrahi tedavide günümüzde daha az kullanılmakla birlikte bazen gereksinim duyulan açık yöntem, teknolojik gelişim ile birlikte artık daha sık kullanılır hale gelen endoskopik (kapalı) yöntem mevcuttur.
Greenlight laser yöntemi ile iyi huylu prostat büyümesi tedavisi günümüzde birçok merkezde uygulamaya girmiştir. Yaygınlaşan tedavi ile ulaşılan hasta sayısı oldukça önemli rakamlara ulaşmıştır.
Greenlight laser yöntemi prostat bezinin fotoselektif buharlaştırılması esasına dayanmaktadır.
İyi huylu büyümesinin hala altın standart tedavisi olarak uygulanan” kapalı prostat cerrahisi ( TUR-P )” girişimine önemli bir alternatif olarak değerlendirilmektedir. Bazı özellikler ile ve ameliyat sonrası dönem rahatlığı açısından hastalar için daha avantajlı olarak gözükmektedir.
Hayat kalitesinin korunması açısından hastalar tarafında tercih edilen bir yöntem haline gelmiştir.
Toplumda hangi hastaların greenlight laser yöntemi ile tedavi olabileceği konusunda tartışmaların olduğu bilinmektedir. Cerrahi tedavi ihtiyacı olan tüm iyi huylu prostat büyümesi hastalarına uygulanabilir bir tedavi yöntemidir greenlight laser yöntemi. Kısaca başlıklar haline getirmek istersek ise
Herhangi bir yaştaki
*İdrar yapmada zorluğu olan hastalarda
*Medikal tedavinin yetersiz olduğu hastalarda
*İdrar yapamayıp sonda ile yaşam sürebilen hastalarda tercih edilebilen bir tedavi yöntemidir.
Ayrıca çeşitli nedenlerle ameliyat olamayacak ama büyümüş prostatında dolayı idrar zorluğu veya idrar yapamayan prostat kanserli hastalardada idrar akımını sağlamak için kullanılabilecek bir yöntemdir.
Greenlight laser yönteminin yararlarını sıralayacak olursak
*Ameliyatta ve sonrasında kanama minimal düzeydedir. Bu klasik ameliyatlarda olan kanamaların ameliyat sırasında ve sonrasında hastanın girebileceği sıkıntıları en aza indirmektedir, genel durumu ile ilgili sıkıntı yaratmamaktadır.
*Ameliyat süresi buharlaştırma yöntemi kullanıldığı için oldukça kısalmaktadır.
*Hastanın hastanede kalış süresi 1 gün ile sınırlıdır.
*Ameliyatta uygulanacak anestezi yönteminde oldukçe geniş alternatif ve rahatlık sağlamaktadır.
* Hastanın yaşamdaki tüm aktivitelerine dönüşü daha çabuk olabilmektedir.
Greenlight laser yöntemi hasta ve cerrah için oldukça rahat bir teknik olmasına karşın sonuç olarak bir ameliyattır.Hiçbir tedavi ve müdehalenin risksiz olması düşünülemez. Ancak greenlight laser yöntemi diğer yöntemlere göre riski en aza indirmeyi hedef alarak kullanıma başlamıştır.
BROKOLIYLE DOMATESI BERABER TÜKETIN
Lahana ailesinin bir üyesi ve karnabaharla yakından akraba olan brokoli, önemli anti kanser etkisi olan sulforafan ve indol fitobesinlerini içeriyor.
Brokoli ve domates, ayrı ayrı kansere karşı etkinliği tanınmış iki sebze. Ancak yeni bir araştırma, ikisinin günlük diyette beraber tüketiminin prostat kanserine karşı daha da etkin olduğunu ortaya koydu.
Anti kanser etkisi
Brokoli son yıllarda geleneksel sebzelerimiz kadar olmasa da sıkça sofralarımızda yer almaya başladı, umarım tüketim sıkılığı daha da artar. Lahana ailesinin bir üyesi ve karnabaharla yakından akraba olan brokoli, önemli anti kanser etkisi olan sulforafan ve indol fitobesinlerini içeriyor.
Brokoli ve domates, ayrı ayrı kansere karşı etkinliği tanınmış iki sebze. Ancak yeni bir araştırma, ikisinin günlük diyette beraber tüketiminin prostat kanserine karşı daha da etkin olduğunu ortaya koydu. Brokoli ve domatesi beraber tüketmeye gayret edin. Size bu şekilde bazı tariflerde hazırladım, faydalı olmasını dilerim.
Beslenme bilimi yaklaşık 20 yıldır yapılan araştırmalarla birçok fitobesinin antioksidan olarak çalıştığını ve serbest radikalleri zarar vermeden önce etkisiz hale getirdiklerini biliyordu.
Bu sonuçlar yeni
Ancak yeni araştırmalar brokolideki fitobesinlerin çok daha derin bir seviyede işe yaradıklarını gösterdi. Bu bileşenler genlerimize detoksta görev alan enzimlerin üretimini artırması sinyalini veriyor. Kansere karşı hücre hasarına karşı bedenimizi koruyor.
Brokoli yemek için beş neden
1 - Brokoli mide sağlığını destekliyor. Yapılan bir çalışmanın sonucunda araştırmacılar sulforafan açısından zengin brokoli tüketiminin ülserin birincil nedeni olan helikobakter pilori enfeksiyonunu önleyebileceği sonucuna vardılar.
2 - Cilt için brokoli tüketmeye devam edin. Brokoli içindeki Sulforafan aynı zamanda güneşten zarar görmüş cildin onarılmasında da yardımcı oluyor. Bu da brokoli tüketiminin cilt kanseri riskini azaltabileceği anlamına geliyor. Bunlara ek olarak brokoli kalp hastalığı riskini önemli derecede azaltan az sayıda meyve-sebzeden biri.
3 - Katarakt önleyici olduğu düşünülüyor. Haftada iki kereden fazla brokoli yiyen kişilerde katarakt riskinin ayda birden az tüketenlere göre yüzde 23 daha düşük olduğu görüldü.
4 - C vitamini ve kalsiyum içeriği çok iyi. Pişmiş 250 gram brokoli içerdiği 74 miligram kalsiyum ve 123 miligram C vitamini nedeniyle kemikleri güçlendirmek açısından da faydalı.
İçerdiği C vitamini ve ayrıca 1359 mikrogram beta karoten ve az miktarda çinko ve selenyum sayesinde bağışıklık sistemini de güçlendiriyor.
5 - Hamileler özellikle tercih etmeli. Özellikle hamileyseniz mutlaka brokoli yiyin. 250 miligram brokoli, 94 mikrogram folik asit sağlıyor. Folik asit olmazsa fetüsün sinir sistemi hücreleri gerektiği şekilde bölünmüyor ve problem ortaya çıkıyor.
Domatesli Brokoli
Malzemeler:
250 gr brokoli (az su veya buharda haşlanmış)
3 adet domates
Yarım su bardağı lor peyniri
1 - 2adet kuru soğan
2 yemek kaşığı sıvıyağ
2 diş sarımsak
Maydanoz
Az tuz
Yapılışı:
Tencereye yağı, soğanı, sarımsağı, tuzu koyup çok kavurmadan yumuşatın domatesleri küp küp ilave edip pişirin. Az pişmiş brokoliyi sotelediğiniz domatese ilave edin. Lor peynirini ekleyin. 180 derecelik fırında üzeri kızarana kadar pişirin. Maydanozla süsleyip sıcak olarak servis yapabilirsiniz.
Brokoli Çorbası
Malzemeler:
300 gr. brokoli
1 diş sarmısak
1 küçük kutu -200 ml- light süt
1 çorba kaşığı un
2 Yemek kaşığı sıvıyağ
Az tuz
2 domates rendesi
Yapılışı:
Brokolileri sarmısaklarla birlikte buharda beş dakika pişirin veya az suda haşlayın. Derin bir tencerede sıvı yağı ve unu pembeleştirin 4 su bardağı soğuk su ve rende domatesi ekleyin. Kaynayana dek karıştırın. Kaynayınca buharda pişirdiğimiz brokolileri ve sarmısakları ekleyin. 10 dakika kaynadıktan sonra süt ve tuzunu ilave edin. Birkaç dakika daha kaynattıktan sonra ateşten alıp blenderdan geçirin.
Brokoli Omlet (2 kişilik)
8 - 10 adet brokoli
1 sogan
7 - 8 mantar
2 domates
7 - 8 dal maydanoz
1 çorba kaşığı sıvıyağ
3 yumurta
Tuz, karabiber
Yapılışı:
Sıvıyağını tavada ısıtıp soğanı pembeleştirin. Mantar, brokoli ve zeytinleri ekleyip iki dakika daha kavurun. Ocaktan alıp domates, tuz ve karabiberi ekleyin. Yumurtaları bir kâseye kırın. Maydanoz, tuz ilave edip karıştırın. Brokoli ve mantarlı karışımı yumurtalı karışıma ekleyip karıştırın. Fırında veya yağsız tavada pişirin

13 Ağustos 2009 Perşembe

Ramazan Ayinda Tok Tutan Yiyecekler


Ramazan kapiya dayaninca, gazetelerde yazi basliginda oldugu turden haberler gorunce ister istemez once bir tebessum ediyor insan. Ardindan da acaba nelermis diye goz atmadan gecemiyor. Hani Bektasi'nin, "11 mubarek ay nasil da carcabuk gecip gitti..." demesi gibi...
Isin sakasi bir yana, yazi basligiyla muhteva arasinda bir bosluk olusmamasi acisindan, ozellikle bu Ramazanda ilk defa oruc tutmayi deneyecek olan cocuklar (yada yetiskinler) icin, ola ki faydasi olur diye yazi sonunda konuyla ilgili birkac satir yazmayi dusunuyorum. Ama bu vesile ile benim anlatmak istedigi mevzu bundan tamamen farkli.
Gecen hafta gazetelerden birinde bu turden bir haberle ilk karsilastigimda, "bilim adamlari keske daha cok calissalar da, insanin her turden acligina karsi tok tutan unsurlari da kesfedebilseler ve ilacini da gelistirseler..." diye dusunmeden edemedim.
Yunus Emre bir siirinde, "Bunca varlik var iken, gitmez gonul darligi" der. Maddiyattaki cesitlilik ve bolluga, bir de insandaki doymazlik ve dunya malina sahip olmada sinir tanimamazlik duygusu eklenince, insanoglunu tok tutmak oylesine zor ki... Hemen her kulturde degisik ifade bicimleriyle de olsa var olan, "Gozunu toprak doyursun" sozu bosuna soylenmemis demek ki... Kisacasi, doymaz insan...
Sahip olduklarina sukretmektense, sahip olamadiklarina derin bir ic gecirmek, insanoglunu mutsuz eden temel etkenlerin basinda gelmektedir. Atalarimiz, "kanaat en buyuk zenginliktir" derken bunu anlatmis olmalilar...
Bunlari nasil doyuracagiz?
Halbuki insanoglunun doyurulmasi en kolay yonu midesidir. Bir simitle, kuru bir dilim ekmekle bile cogu kere doyar insan. Bu acidan, ramazanda belli saatler arasinda ac kalma olayi abartilmamali ve "az daha acliktan ve susuzluktan oluyordum..." denilerek oruc olayi trajik hale getirilmemelidir. Korkmayin, 30 gun de ac susuz kalsaniz olmezsiniz. Teroristlerin bir hic ugruna ve anlamsiz bir kavga icin aylarca aclik grevine girdigi dusunulurse, sirf Allah rizasi icin tutulan oruc ibadeti karsisinda, 10 saat yemedim icmedim diye ovunmenin veya dovunmenin abartilacak bir yani yoktur.
Ramazan orucunu, sadece yemek-icmekten belli saatler arasinda sakinmak gibi basit bir sekilde algilamak, isin ozunu ve Islam'in bes sartindan biri olan bu onemli ibadetin temel mahiyetini gozden kacirmak olur.
Orucun temel fonksiyonu,
bireyleri sadece karin acligiyla imtihan etmek degildir!
Karin acligina iftar saatinde bir lokma yiyecekle de olsa care var. Ya makam mansiba, sehvete, paraya, sohrete karsi aclik duygusu nasil frenlenecek? Insandaki bu duygular nasil doyurulacak? Bu konularda kanaatkarlik nasil saglanacak?
Inkar yok... Hepimiz ayni Allah'in kullariyiz ve aclik sadece midemizde degil bizim. Uc kurus menfaat yuzunden birbirini yiyen kardesler, uc bes yillik fani dunya hayati icin olcusuz koltuk kavgasina giren siyasiler veya burokratlar, kamu veya ozel sektorde bir ust pozisyonlara gelmek icin bin takla atmayi goze alan doymak bilmez ac ruhlar nasil tatmin edilecek? Bu konularda tok kalabilme nasil basarilacak? Bunlari elde etmek icin sarf edilen enerji kaybi nasil telafi edilecek?
Ramazanda insanlari tok tutan yiyecekleri siralarken diyoruz ki; keske san sohrete, makam mansiba, paraya pula ve sehvete olan insani ve nefsani duygularimizi frenlememize yarayacak formuller de gelistirilebilse...
Diyeceksiniz ki, o formuller zaten var kitaplarimizda ve kulturumuzde... Mesele de o zaten. Kitabina uygun yasam tarzi neden yok ki hayatimizda?
Ramazan ayi bunu da sorgulamamiza yardimci olmali... Feyziyle ruhlarimizi dingin hale getirerek kendimizi dinleme, silkinme ve cevremizi fark etme acisindan da ola ki bereketinden istifade ederiz.
Gelelim yaziya baslik olan konuya...
Tokluk hissini uzun zaman hissetmek icin sunlari oneriyor uzmanlar...
Oncelikle karbonhidratli yiyecekler. Bilindigi gibi karbonhidratlar kepek, bugday gibi tahil urunlerinde, sebze ve meyvelerde bulunur. Iclerinde bulunan lifler, sindirim sistemini harekete gecirir. Ayrica bu besinler insani tok tutarak aclik hissini engeller. Demek ki Anadolu'daki ramazan kulturunde ramazan oncesi hazirliklar yapilirken, onun icin hamur isi besinler hazirliyormus analarimiz... Bilimin yeni farkina vardigini, onlar yuzlerce sene oncesinden tespit etmisler.
Kromlu yiyecekler vucuttaki insulin dengesini korumaya yardimci olmaktadir. Kan sekerinin dusmesi acliga yol acar. Ayni zamanda kisinin daha uzun sure tok kalmasini saglar. Krom ihtiyacini karsilamak icin findik, ceviz gibi kabuklu yemisler ve tahil urunleri yemek gerekir. Demek ki, ramazanda yapilan hamur isi besinler uzerine bunun icin findik, ceviz dokuyormus analarimiz.
Ozellikle muz, avokado, yulaf ve peynirde bulunan triptofan ise, proteinlerin buyuk bolumunde bulunan bir cesit aminoasittir. Can sikintisini giderir ve istahi kapar. Bezelye, fistik ve fasulyede bulunur.
Yaziyi bitirmeden once, oruca yeni baslayanlar icin kolay acikmaya neden olan yiyeceklere de ornekler verelim.
Cocuklarin cok sevdigi patates kizartmasi cok cabuk acikmaya neden olur . Yapisinda bulunan bilesikler kan basincini dusurucu etki yapar. Kirmizibiber de istah acar. Acili ketcap da hakeza... Onun icin, aci bir yemek yediginizde doydugunuzu cok kolay anlayamazsiniz.
Karalahana : Karaciger ve bazi kan kanseri turlerine de iyi gelen kara lahana, istah acici ozelligi nedeniyle cabuk aciktirir. Diyet yapiyorsanuz uzak durmaniz gereken besinlerden biri de greyfurttur. Istah acici ozelligi vardir.
Ramazan ayiniz mubarek olsun.
Afiyet olsun!

07 Ağustos 2009 Cuma

Mucize etkisi olan 14 besin < SÜT >




SÜT: Bilim adamlarının listesinde olmazsa olmazlar arasında sayılıyor. Kanser önleyici özelliği artık bilimsel olarak da kanıtlanmış durumda. Çocukların gelişimi için ise mucize etkileri var.

FAYDALARI;
Sindirim sistemini düzene sokar.
Büyüme ve gelişmeyi destekler.
Dişleri korur ve çürükleri önler.
Hücre ve doku oluşumunda rol alır.
Saç ve tırnak oluşumunda rol alır.
Yaraların çabuk kapanmasına yardımcı olur.
Kilo kontrolü kolaylaştırır.
Beynin gelişiminde ve çalışmasında faydalıdır.
Hücreleri onarır.
Kemikleri sertleştirir.
Bağışıklığı güçlendirir.

BİRKAÇ TAVSİYE
* Dirsekleriniz sertleşerek kurumaya başladıysa ; bir parça pamuğu sütle ıslatarak dirseklerinize sürerek 15 dakika bekletin . Bu uygulamayı bir hafta tekrarlayın. ipek gibi pürüzsüz dirseklere sahip olacaksınız,

* Pürüzsüz bir cilt için : Cildinizi temizledikten sonra süte batırdığınız bir parça pamukla silin, sütü cildinize iyice yedirdikten sonra 4-5 dakika bekleyin Ardından cildinizi ılık su ile durulayın . Bu uygulama cildinizin genç ve pürüzsüz olmasına yardımcı olur,

* Yağlı cilt için; 1 ölçek çiğ süt ile 1ölçek yulaf kepeğini bir kabın içinde karıştırın, bununla yüzünüzü iyice silin, Kısa zaman içinde parlak ve yumuşak bir cilde sahip olacaksınız. Bu karışım 3 gün buzdolabında bekletebilirsiniz.

* Kuru cilt için;1fincan çiğ süt ile 1fincan gülsuyunu bir kabın içinde karıştırın . Bir parça pamuk kullanarak bu karışımla cildinizi silin .Cilt için iyi bir temizleme sütü elde etmiş olursunuz.

* Karma ciltler için;1fincan süte 1 küçük salatalık rendeleyerek 5 dakika kaynatın. Soğuduktan sonra süzerek bir şişeye koyun. Bu da cildiniz için harika bir temizleme sütü olacak.